Monapetra'nın Hikayesi

Sadece Takı değil, aynı zamanda Tarih...

 

Tarih, anlatılarıyla gelir... İnsanlıkla yaşıt olan o kadim öyküler insanın toprakla, ağaçla, çiçekle, denizle, suyla, rüzgârla içli dışlı yaşadığı; hayal gücünün alabildiğine özgür ve dünyanın alabildiğine genç olduğu günlerde anlatılmaya başlanmıştır. Öykülerle birlikte dinsel ve büyüsel semboller ortaya çıkmış, objeler şekillenip gelişmiş, insanlar bu sembol ve objeleri bedenlerinden ayırmaz olmuşlardır. İlk takı bu ilkel sanatın bir ürünü olarak insan yaşamına girmiştir. İlk insan, boynuna astığı deniz kabukları, ağaç kabukları, hayvan dişleri, kemikler ve yumuşak taşlarla kendini tehlikelerden ve doğa güçlerinden koruduğuna inanmış; o tılsımları, sembolleri, tanrı ve tanrıça başlarını hep üzerinde taşımış, onlardan güç almıştır.

 

Monapetra da öyküleriyle giriyor hayatımıza. Anadolu’daki uygarlıkların izini süren eskiye tutkun sanatkâr bir anne-babanın öncülüğünde yola çıkan Begüm ve İris Monapetra’nın yaratıcıları. Görsel sanatlar eğitimi almış iki yakın dost onlar. İkisinin de ataları medeniyetin beşiği olarak anılan Girit adasında ve Yunanistan’ın muhtelif yerleşimlerinde doğmuş, büyümüş ve yaşamışlar. Yirminci yüzyıl başlarında bu ailelerin bir kısmı İzmir’e, bir kısmı Söke’ye göç edip yerleşmişler. Her iki aile de sanat, resim ve mimari tutkunu. Söke’de doğup büyüyen mimar ve ressam baba eski uygarlıkların Anadolu’daki izlerinin, Eski Yunan’ın, eski Roma’nın peşinde dolaşmış ve tüm yaşamı boyunca antika eşya ve eski eser toplamış. Müzeye kayıtlı sikkeler, yüzükler, objeler evlerinin her köşesinde. Çocuklar bu yaşayan tarihin içinde emeklemiş, oynamış, koşturmuş ve büyümüşler. Monapetra’nın ilk tohumları işte bu ortamda, bu antik parçaların verdiği esinle atılmış ve Begüm ile İris anneleri Nur’un öncülüğünde yola çıkmış.  

 

Her parçası bir başka öyküye ev sahipliği yapan koleksiyondaki ürünler, orijinalinin birebir kalıbı çıkartılarak, el işçiliğiyle üretiliyor. Madalyonlar, kolyeler, yüzükler ve küpeler eski Türk medeniyetlerinden, eski Mısır’dan, eski Yunan ve Roma’dan, Mezopotamya’dan, Anadolu’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan... Mitolojik tanrılar ve tanrıçalar, Amazonlar, Ege’nin mavi sularına bırakılan efsanevi kahramanlar, antik Roma’nın ok uçları ve daha pek çok... taş ve toprakla, altın ve gümüşle dil buluyor. Ait oldukları diyarların toprağının renginde yaşıyor. Her parçanın, her sembolün, her resmin geçmişe ait bir işlevi, eskiye ait bir anlatısı var. Her parçada tarih var.

Monapetra sizi, yüzlerce belki binlerce yıl öncesinin büyülü günlerine, hayal gücünün hiçbir sınır tanımadığı bir başka dünyaya götürecek. Başka zamanlarda kalmış kadim öyküler anlatacak. O dönemlerden kalma tılsımlarla size dokunacak. Monapetra ile tarih bedeninizde hayat bulacak...